
- Reklam ve katalog
Yaşlı çiftler reklamlarda nasıl rol alır
Kırk yıllık evli bir çift bile kamera önünde donabilir. Koç gözüyle, olgun çiftlerin sette rahatlaması için evde yapılabilecek küçük egzersizler.
Altmış sekiz yaşında bir beyefendi, ilk provada eşinin elini öyle sıkı tuttu ki parmak uçları bembeyaz oldu. Kırk yıldır evli bir çift, mutfakta birlikte çay demlemeyi oynayacaklardı ve kamera açılır açılmaz ikisi de birbirine yabancı gibi durdu. Oyunculuk koçu olarak yıllardır olgun oyuncularla çalışıyorum ve bir yaşlı çift reklamında en zor şeyin, gerçek hayatta çok iyi bildiğiniz bir şeyi kameranın önünde yeniden yapmak olduğunu defalarca gördüm. Size bu çalışmalardan aklımda kalanları ve evde deneyebileceğiniz küçük egzersizleri anlatacağım.
İlk derste gördüğüm o kenetlenmiş eller
O çifte hemen bir düzeltme yapmadım. Önce kamerayı kapattım ve onlara ilk tanıştıkları günü anlattırdım. Beyefendi bir bayram ziyaretini anlattı, hanımefendi araya girip ayrıntıları düzeltti, ikisi birden güldü. İşte tam o an elleri gevşedi. Kendileri fark etmedi ama omuzları aşağı indi, başları birbirine doğru eğildi. Sonra o anı kendilerine anlattım: kameranın istediği tam olarak buydu.
Olgun oyuncularda en sık gördüğüm şey şu: hayat tecrübesi çok, ama kamera önünde yanlış yapacağız diye kendilerini sıkıyorlar. Gençler fazla oynar, olgun oyuncular ise çoğu zaman az oynar ve donar. İkisinin ilacı da aynı: dikkati kameradan alıp karşınızdakine vermek.
Yaşlı çift reklamında kamera ne arıyor
Bir yaşlı çift reklamı genelde birkaç saniyelik bir duygu satar: güven, alışkanlık, birlikte geçen yılların rahatlığı. Bir banka reklamında torunlarına bakan bir çift, bir vitamin reklamında sabah yürüyüşüne çıkan iki emekli, bir mutfak ürünü reklamında bayram sofrası kuran karı koca. Senaryo değişir ama istenen şey benzerdir: aranızda konuşmadan anlaşan bir dil.
Bu yüzden seçmelerde çoğu zaman uzun replik değil, küçük davranışlar izlenir. Eşinizin yakasını düzeltmeniz, ona bir bardak su uzatmanız, bir şakaya yalnızca gözlerinizle gülmeniz. Yönetmen bunlara bakar. Kusursuz bir diksiyondan çok, o küçük hareketin inandırıcı olup olmadığı önemsenir.
Açık konuşayım: kırışıklarınızı, beyaz saçlarınızı saklamaya çalışmayın. Bu tür reklamlarda yaşın görünmesi zaten istenen şeydir. Seçmeye ağır makyajla, yeni boyanmış saçla, olduğundan genç görünmeye çalışarak gelen adaylar çoğu zaman karakterden uzaklaşır.
Evde deneyin: otuz saniyelik sessiz çay
Şimdi size bir iş vereceğim. Eşinizle ya da bir arkadaşınızla bir masaya oturun. Telefonunuzu karşınıza, bir kitap yığınının üstüne koyun ve video kaydını açın. Otuz saniye boyunca hiç konuşmadan bir bardak çayı paylaşın. Biriniz şekeri uzatsın, diğeri teşekkür etmek yerine yalnızca gülümsesin. Kameraya bakmayın.
Kaydı izlerken iki şeye dikkat edin. Birincisi, kaç kez kameraya kaçamak baktınız? İkincisi, ellerinizi ne yaptınız? Çoğu insan ilk denemede ellerini nereye koyacağını bilemez, masanın kenarını tutar ya da bardağı sıkar. İkinci denemede ellerinize bir görev verin: çay kaşığıyla oynamak, eşinizin bardağını ona doğru itmek, peçeteyi katlamak. Görevi olan el rahatlar.
Üçüncü denemede bir anı ekleyin. Hareket etmeden önce aklınızdan birlikte yaşadığınız komik bir olayı geçirin, sonra çayı uzatın. Yüzünüzde beliren o küçük kıvrım, reklamcıların aradığı şeydir. Bu egzersizi birkaç gün üst üste yapın; her seferinde kaydı izleyin ve bir şeyi değiştirin.
Gerçek eşinizle mi, tanımadığınız biriyle mi
Bana en çok sorulan soru bu. Bazen yapım gerçekten evli bir çift arar, bazen de birbirini hiç tanımayan iki oyuncuyu eşleştirir. İkisinin de kendine göre zorluğu var.
Gerçek eşinizle çalışırken risk, evdeki alışkanlıkların sete taşınmasıdır. Birbirinizi düzeltirsiniz, sabırsızlanırsınız, yönetmenin değil birbirinizin sözünü dinlersiniz. Bir keresinde bir hanımefendi, eşi yanlış yöne yürüdü diye çekimin ortasında onu uyardı ve o plan baştan alındı. Kural basit: sette ikiniz de oyuncusunuz, yönlendirmeyi yönetmen yapar.
Tanımadığınız biriyle eşleştiğinizde mesele, yakınlığı kısa sürede kurmak. Önerim şu: provada ya da çekim sabahı partnerinizle beş dakika gerçekten sohbet edin. Nereli, kaç torunu var, en sevdiği yemek ne. Kamerada eşiniz olarak göreceğiniz kişiyle küçük bir ortak noktanız olsun. Fiziksel teması da baştan konuşun; omza dokunmak, el tutmak gibi şeylerde ikinizin de rahat olduğu sınırı bilmek sahneyi kurtarır. Rahat etmediğiniz bir temas varsa bunu yönetmene ya da ajansınıza söylemek hakkınızdır.
Seçmeye gitmeden önce kendinize sorun
Olgun oyunculuğa yeni başlayanlara şunu da söylüyorum: bu iş emeklilikte keyifli bir uğraş olabilir ama sabır ister. Çekimler sabah erken başlar, aynı planı belki on kez tekrarlarsınız, bekleme süreleri uzundur. Kendinize sorun: uzun süre ayakta ya da aynı pozda oturmak sizi yorar mı? Kullandığınız ilaçların saatleri çekim gününe uyar mı? Bunları ajansınıza ve yapıma önceden söylemek kimseyi rahatsız etmez, tersine planlamayı kolaylaştırır.
Fotoğraflar konusunda da dürüst olun. Güncel, makyajsız ya da hafif makyajlı, gün ışığında çekilmiş birkaç fotoğraf yeterlidir. Yıllar önce çekilmiş bir fotoğrafla başvurmak, sizi seçmede görenleri yalnızca şaşırtır. Kendinizi hazır hissediyorsanız başvuru formunu buradan doldurabilirsiniz; eşinizle birlikte başvuruyorsanız bunu formda belirtin.
Bir provadan aklımda kalan
Yazının başındaki çifte dönmek istiyorum. Üçüncü provada beyefendiye bir görev verdim: eşinin saçındaki görünmez bir tüyü almak. Hanımefendiye de başka bir görev: buna hiç tepki vermeden çayını karıştırmaya devam etmek. O kadar sade bir şeydi ki ikisi de güldü ve kamera o gülüşü yakaladı. O gün bana bir kez daha hatırlattılar: olgun oyuncunun elindeki en güçlü malzeme yaşanmışlıktır ve onu oynamaya gerek yoktur, hatırlamak yeter.
Siz de bu akşam çay demlerken telefonu bir köşeye koyun. Otuz saniye. Ne gördüğünüze bakın.